«Biz dünyayı barıştırmak için şarkı söylüyoruz» – Iris Mavraki GRTRnews’de

Ελληνικά

Bayan Mavraki, Türkiye’deki önemli senfoni orkestraları ve tanıdık şeflerle solist olarak işbirliği yapmıştır. Yunanistan’da ve Türkiye’de Yunan-Türk dostluğunu desteklemek amacıyla birçok etkinlikte şarkı söylemiştir. Bir Yunan-Türk müzik grubunu kurarak başka ülkelerde de konserler vermiştir.

Buna rağmen çalışmalarının geniş dinleyici kitlesi tarafından bilinmediği izlenimine sahibiz. Belki bu, Atina’nın sanatçılara sunduğu kolaylıklardan ve medyadan uzak Rodos adasında yaşamayı ve orada yaratıcı olmayı tercih ettiğindendir. Belki de “star system” kurallarından uzaklaşmış olmanın verdiği özgürlüğü tercih ettiğindendir…

İris Mavraki’yi “GRTRnews.com”un sayfalarında büyük bir onurla konuk etmekteyiz.

 

 

Tek başına bir salda sonsuz seyahatler… bu ifadeyi sözlerini yazdığınız ve yorumladığınız “Açık Denizin Tadı”ndan ödünç aldık çünkü tüm bu yıllardaki çalışmalarınıza bakarak Yunan-Türk dostluğu konusunda yalnız (fakat çok önemli olan bir) rota aldığınızı hissediyoruz. Bu seyahatiniz nasıl başladı?

Bu rota 1973 yılında Türkiye’ye ilk seyahatimi yaptığım zor yıllarda başlamıştır. Daha sonra Yunan-Türk kültür köprüsünün kurulması üzerinde çalıştım öncellikle Rodos’tan Marmaris, Fethiye (Makri) gibi komşu şehirler ile  devam  ederek bu köprü büyüdü. İzmir, Bodrum, Muğla, Eskişehir, Ankara, Yalıkavak, Bursa ve Sisam’ı de kapsadı.

 Hiç birşey tek başına başlamaz, hayatta ve sanatta ısrar, sabır, sadakat, cesaret, yüreklilik ve en önemlisi dürüstlük ve sevgi gerekmektedir. Tenha ve zor bir yol olduğu kesindir ama bunu önceden bildiğiniz  için en ufak bir başarı kuvvet ve mutluluk veriyor.

 Bir ideoloji uğruna yaptığımız her şey önemlidir. Bir tohumu dikmek ve bu tohumdan bir ya da daha fazla ağacın olması çok önemlidir.Çünkü o zor dönemler ve şartlar altındaki kendi çabanızın meyveleridir.  İzlediğim yolun verimli olduğunu düşünüyorum çünkü barış – dostluk ve sevginin ortak bir yolculuğunda müziğin evrensel diliyle Türkiye ve Yunanistan’dan birçok müzisyeni bir araya getirmeyi başardık. Bizimle birlikte birçok kişinin katılımını sağladık. Gerçek şudur ki, Daniel Barenboim Edward Said’in West Eastern Divan Orchestra ile World Orchestra of Peace bizi çok etkiledi.

Solist olarak İbrahim Yazıcı, Ender Sakpınar ve Hakan Şensoy gibi önemli Türk şeflerle ve Türkiye’nin en büyük senfoni orkestralarıyla işbirliği yaptınız. Bu işbirliği hakkında bize kısaca bahsedin. Bildiğimiz kadarıyla komşu ülkenin orkestraları ile o kadar çok ortak çalışması olan tek Yunan sanatçısınız. 

Yaklaşık 2 yıl süren temaslar ve geliş gidişlerden sonra, Şef İbrahim Yazıcı ile ilk iki konserde, DESO (Dokuz Eylül Senfoni Orkestrası) ile 2005 yılında İzmir ve Rodos’ta ve ayrıca, İzmir Konak’ta Kültür Merkezinin açılışında dönemin Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ’ın daveti üzerine işbirliği yaptık. Devamında, Şef Ender Sakpınar ile İzmir Devlet Senfoni Orkestrası İZDO ile İzmir’de 2005’te işbirliği yaptık.

2006’da Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası (EBBSO) ile Bodrum Uluslararası Film festivalinin açılışında Bodrum’da, Muğla’da (Muğla Üniversitesi’nde), Eskişehir’de ve Rodos’ta konserler verdik.  Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen bunda büyük rol oynadı.

2007 yılında Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile (CSO) Ankara’da konser verdik. Aynı yılda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası (EBBSO) ile Yalıkavak ve Sisam (Samos)’ta Hükümet Dışı Lissistrati Derneği, Bodrum Ticaret Odası ve Sisam Valiliği tarafından düzenlenen Yunan-Türk festivali kapsamında işbirliği yaptık. 2008 yılında Marmaris Oda Orkestrası ile Ender Sakpınar’ın şefliğinde ve Yunanlı müzisyenlerin katılımıyla “Dünyanın Ucundan Şarkılar”ında işbirliği yaptık. 2009 yılında Bursa Devlet Senfoni Orkestrası ile Rodos’ta Şövalyeler Sarayında ve Bursa’da Bursa Belediye Başkanı Recep Altepe’nin desteği ile konserler verdik. Hakan Şensoy ve Philarmonia Istanbul Orchestra ile birlikte ilk Yunan-Türk progressive symphonic metal grubu Dreamtone & İris Mavraki’s NEVERLAND ile “Reversing Time” isimli albümümüz çıktı.

Rodos 2008 Marmaris Chamber Orchestra Iris Ender
Iris Mavraki ile Marmaris Oda Orkestrası ve Ender Sakpınar (Rodos 2008)

Konserlerin konuları “Yunan ve Türk Besteciler-Şairler”, “Barış ve Dostluk Şarkıları” ve “Dünyanın Ucundan Şarkılar” idi. Üç şef de ünlüdür. Ender Sakpınar ile bu kültürel köprüye büyük katkıda bulunduğumuza inanıyorum. Senfoni orkestraları ile konserlerimizde her zaman Yunan tarafını ve Rodos’u temsile eden Rodoslu arkadaş müzisyenler katılıyor. Senfoni orkestralarının birçok müzisyeni ile bağlar kurdular ve dolayısıyla provalarda ve konserlerde her buluşmamızda bir duygusal yoğunluk oluyor.

Eski Türkiye Dışişleri Bakanı ve şimdiki Cumhurbaşkanı  Sayın Abdullah Gül için de Rodos’ta şarkı söyledim. Rodos’taki konserleri Rodos Belediyesi, Onikiada Valiliği, sponsorlar ve dostlar desteklemişlerdir. Gerek Türkiye’de, gerek Yunanistan’da tüm konserlerde konser salonları bize eşlik eden ve mumlar yakan izleyicilerle doluydu.

Temmuz 2009’da Bursa Devlet Senfoni Orkestrası ile verdiğiniz konser öncesi “biz dünyayı barıştırmak için şarkı söylüyoruz” demiştiniz. Bunun sanatın en önemli amacı olduğunu düşünüyoruz. Yunan-Türk dostluğunun bugünkü kadar kabul edilmediği bir dönemde çabalarınızı başlattınız. Engeller ve hayal kırıkları ile karşılaştınız mı?

Bu mısrayı büyük şairimiz Yiannis Ritsos’tan ödünç aldım “Çünkü biz kardeşim farklılaşmak için şarkı söylemiyoruz. Biz dünyayı barıştırmak için şarkı söylüyoruz”. Yukarıda da bahsettiğim üzere, bana göre sanat ve özellikle müzik birleştiriyor, barıştırıyor. Bunu belirtmemin ciddi bir sebebi var. Yunan-Türk dostluğu bugünlerde daha da kabul edilir halde, ama hala kuşku ve tepkiler var.  Şahsen ben engellerle karşılaştım ve hala karşılaşıyorum. Hiçbir siyasi şemsiye altında olmayan yalnız bir kaşif olarak çok engellerle karşılaşıyorum çünkü sadece kendimi ve inandığım şeyi, kendi fikirlerimi ve hayallerimi temsil ediyorum. Bana göre, ne yazık bazılarının renksiz olarak adlandırdığı ancak, ses rengine, denize, deniz tuzuna sahip olan adanın bir kısmını temsil ediyorum. Evet, insanlardan, tutumlarından, siyasi, sanatsal önyargılardan,  çıkarlardan ve kişisel tanıtmalarından birçok kez hayal kırıklılığına uğradım. Star system’e ait değilim. Önüme engeller çıkıyor ama her zaman üstesinden gelmeyi başarıyorum, çok ısrarlıyım. Şef ve müzisyenlere kavuştuğum an gelince ve enstrümanlardan ilk notalar çıkınca, o zaman her şey unutuluyor ve sanki sihirli bir çubuk ruhumuzun en derin yerini dahi daha da büyülemiş gibi oluyor.

Με την Κρατική Συμφωνική Ορχήστρα της Προύσας το 2009
Bursa Devlet Senfoni Orkestrası ile (2009)

Kültürlerin buluşması DNA’nızda var. Baba Rodoslu anne Avusturyalı ve Afrika’da doğdunuz, dolayısıyla farklı kültürlerle yaşamaya aşinasınız. Yunanistan-Türkiye yakınlaşması hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Gerçek şudur ki, iki yaşından beri seyahat ediyorum, birçok ülke, farklı alışkanlıklar, gelenek ve görenekler gördüm. İnsanları incelediğim onca seyahatten sonra, çok çekmiş bu dünyada hepimizin barış içinde yaşayabileceğine inanıyorum. Fanatizm, ırkçılık, paraya, hakimiyete, tanıtıma susamasaydık, biz sıradan insanlar ve vatandaşlar seslerimizi ve ellerimizi birleştirseydik “dünyayı barıştırırdık”. Yunan-Türk ilişkilerinin daha iyi bir yolda olduğunu düşünüyorum. Zaman ve sevgiye ihtiyaç var ve maalesef deprem gibi büyük acı verici olaylardan sonra bir felaket ve acının hepimizin yüreğine dokunabileceğini, anlaşmazlıklarımızı unutturabileceğini anladık. Dünyada yaşayan insanlarız hepimiz, aynı güneşin altında yaşayabilir aynı havadan nefes alabiliriz. Bu daha önce de binlerce kez söylenmiştir belki ama gerçekten çok ortak yanlarımız var, duygusalız, içgüdülü hareket ediyoruz, dans ediyoruz, şarkı söylüyoruz, acı çekiyoruz, yoğun seviyoruz.

Sanatsal kariyerinizi inşa ederken yardımcı olabilecek Atina’dan uzak, Rodos’ta yaşamayı ve yaratıcı olmayı tercih ettiniz. Bir sanatçının Rodos’ta yaşaması nasıl bir şey?

Pink Floyd’in iki üyesine odisyon için, İsrail’de, Atina’da, Girit’te ve Onikiada’nın diğer adalarına konserler için gittiğim zamanlar hariç çoğu zaman, burada yaşadım. Yakın komşuluğu nedeniyle Türkiye ile “köprüyü” Rodos’tan kurmanın daha kolay olduğu kesindir ve bu köprü nedeniyle bu yolculukta başka insanlarla aynı amaç için yol almış oldum. Atina’dan, kültürel gelişmelerden uzak olduğum için daha zor oldu, ama sonuçta hayat seçimlerimize bağlı. Ve ben burada, tüm zorluklara rağmen yaratıcı oldum ve hala yaratıyorum. Rodos Akdeniz için her zaman bir kültür kavşağı olmuştur fakat maalesef yetkili makamlar bugüne kadar bunu değerlendirmeyi başaramamışlardır.

Sizin için artık birbirine bağlı olduğunu düşündüğümüz müzik, sanat ve Yunan-Türk ilişkileri ile ilgili planlarınız nelerdir?

Gerçekten Yunan-Türk ilişkileri benim için sanat, kültür ve özellikle müzikle bağlantılıdır. Bir işbirliği için hazırlanıyorum ancak kesinleşince açıklama yapacağım. Düşüncelerimi ve duygularımızı açma ve bazı durum ve olaylardan bahsetme fırsatını verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Ayrıca, bu seyahati bugüne kadar destekleyen ve hala devam eden herkese de teşekkür ediyorum çünkü bu seyahat yoldaşlar olmadan manasız olurdu.





Ξενοδοχεία στην Κωνσταντινούπολη


Ξενοδοχεία στη Σμύρνη


Ξενοδοχεία στην Καππαδοκία